Her gün sabahtan akşama kadar  birçok insanla biraraya geliriz. Ve her yaşadığımız bize kendimizi gösteren aynalardır. Her bir durumda ne hissettiğimiz bizim kim olduğumuzu yansıtır. Nasıl davrandığımız ise ne hissettiğimize göre şekillenir. Sonuç olarak biz sabahtan akşama kadar yaşadıklarımızla kendimizi keşfeder, kendimizle yüzleşiriz. Bu keşif ve yüzleşme ancak biz farkındaysak gerçekleşir. Farkında değilsek hep başkalarına bakar ve onlarla ilgili yorumlar yaparız. Oysa onlar değildir asıl konu. Her yaşananda benden başka bakmam ve yorum yapmam gereken kimse yoktur aslında.

Yaşadığım herşeyde kendime bakmam ve bu sayede kendimi keşfetmem gelişimim için çok önemli bir farkındalıktır. Ancak burada karşılaşabileceğim bir zorluk daha vardır, o da her yaşananda kendimi keşfetmek yerine kendimi suçlamak, kendimi sevmeyi bırakmaktır. Her yaşananda kendime bakarken ve kendimi irdelerken, kendimi hatalı, kötü, yanlış ve eksik bulmam ve kendime kızmam ise diğer uca gitmem demektir ve belki de kendime hiç bakmamamdan bile kötüdür. Çünkü  insan kendisini hatalı ve kötü görür ve buna inanırsa, değişmesi ve ilerlemesi mümkün olmaz. Hiç birimiz “defolu” canlılar değiliz, sadece hergün değişiyor ve gelişiyoruz. Defolarımızı tamir etmiyoruz, sadece hergün ve heran yeni şeyler farkedip bulduklarımızı hayata geçirerek değişiyoruz, o kadar. Herkes tam ve mükemmel. Ancak tam olanın her daim tam kalması için değişime ayak uydurması gerekir. Doğduk, çocuk olduk, ergen olduk, genç insanlar olduk, yetişkinler olduk, yaşlı olduk. Tam ve tamam olan mükemmel bedenlerimiz bile yıllar içinde fiziksel değişime uğradı. Bedenimiz ne kadar mükemmel ve tam ise, içimiz de o kadar mükemmel ve tam. Ancak aynen bedenlerimiz gibi içimiz de, ruhumuz, duygularımız, hislerimiz, tüm varlığımız da tam, ancak içimiz de değişime uğruyor.

İşte bu nedenle yaşadığımız herşeyde önce başkalarına bakmayı ve diğerlerini ve olayları suçlamayı bırakmalıyız. Ardından da kendimize bakarken kendimizi hatalı, kötü ve yanlış, ya da defolu görmeyi bırakmalıyız. Ancak bu sayede değişime ayak uydurabiliriz ve hem değişip hem de gelişmeyi başarabiliriz. Aslında kendimizi defolu görmek bile bir değişimdir ancak iyi ve olumlu yöne bir değişim değildir, gerileyerek değişmektir. Önemli olan ise hem değişmek ve hem de gelişmektir.

Artık kabul edelim, biz istesek de istemesek de değişiyoruz. Hiç değilse değişirken gelişmeyi de başaralım.

Bunun anahtarı ise kendimizi sevmek, olduğumuz gibi mükemmel olduğumuza inanmak ve gelişmemiz gerektiğini kabul etmektir. Mükemmel olduğuma inanmak ama yine de değişmem ve gelişmem gerektiğini kabul etmek zıt görünse de bence biraz üzerinde düşünmeye değer.

Mükemmelim, tamım ve kendimi olduğum gibi seviyorum ama aynı zamanda da her an değişmem gerektiğini kabul ediyorum.

Düşünmeye değer bence.

3 Ağustos 2014