Farklı olmaya cesaretiniz var mı?

Hergün aynı yerlere gider geliriz, hemen hemen aynı şeyleri yaparız, aynı kişileri görürüz, aynı alışkanlıklarımızı binlerce defa tekrarlarız. Sıkıldığımız zamanlarda bu düzenin biraz dışına çıkar ve nefes alır, motive olur ve ardından hemen alışkanlıklarımıza geri döneriz. Bu alışkanlıklar bizim güven sınırlarımızdır, yaşam alanımızdır. Bize hayatı kolaylaştıran ve daha rahat yaşamamızı sağlayan sınırlar.

Bu rutin ve tekrarlar bizim güven alanımızdır. Güvenli sularda, güvenli kişilerle bildiğimiz şeyleri yaşar gideriz. Sınırların dışına çıktığımız anlarda bile bildiğimiz yere kadar gideriz ve o bile bizi inanılmaz motive eder, daha iyi düşünmemizi sağlar, yeteneklerimizi geliştirmemizi sağlar ve hatta farkında olmadığımız yetenek ve ilgi alanlarımızla karşılaşırız. Bilmeden sınırlarımızın dışından keyif alırız çünkü orada karşılaştığımız bizden keyif alırız aslında. Çünkü orası bizim bile bilmediğimiz bir kendimizle buluşma noktasıdır. Ve dönüşte kendimiz için tek cümlemiz vardır: “Vay be!”

Alışkanlıklarının dışına birazcık çıkan, rutinlerini biraz değiştiren insanlara birşey olur ve onlar artık insanları, dünyayı ve olup biteni başka bir gözle görmeye, herkesi ve herşeyi bambaşka bir bakış açısıyla algılamaya başlar. Gözler de tüm beden de aynıdır ama içerideki algı ve bakış açısı bambaşkadır artık.

Önce kendi dünyasını, sonra da hepimizin dünyasını değiştirenler işte bu insanların bu bakış açılarıdır. Dünyada sınırlarının ve sınırların dışına çıkan pek çok insan var aslında . Bunlardan birisi de Dick Fosbury. 1968’deki Meksika Olimpiyat Oyunları’na kadar bütün yüksek atlamacılar, yüzleri çıtaya dönük, vücutları paralel şekilde çıtayı geçmeye çalıştıkları, alışılmış “Western Roll” tekniğiyle yarışıyorlardı. Ancak, o yıl, pek tanınmamış bir atlet çıtaya yaklaştı ve 2.24 metrelik atlayışı ile yeni dünya rekorunu belirledi. Tek yaptığı havalandıktan sonra, tüm atletlerin aksine çıtaya yüzünü değil sırtını dönmekti. Ayaklarını yukarı çekti ve dizlerini kırarak çıtanın üstünden sırtüstü atladı. Atletin adı, Dick Fosbury’di. Ve o günden sonra bu atlayış tekniği onun adıyla anıldı. Bugün yüksek atlamada hala bu teknik yani Fosbury Flop kullanılıyor. Fosbury, insanoğlunun o güne kadar ulaşabildiği en yüksek seviyeye sıçradı. Bunu sadece herkesin tersine, aksini düşünerek başardı.

Fosbury ve diğerleri bizlere tek bir mesaj iletiyor aslında. Sınırlarının farkına var, sınırlarının dışına çık ve hem kendi dünyanı ve kendini değiştir, hem de herkese farklı bir dünya göster. Sonra da bırak onlar merak edip seni takip etsinler.