Senin yüzünden ve senin sayende cümlelerini pek çok defa pek çok kişi için kullanmışızdır. Ancak bizim için senin yüzünden ne kadar yanlış bir cümle ise, birisine senin sayende demek de o kadar yanlış aslında çünkü her iki cümle de kişiyi kendinden uzaklaştırır.

Senin yüzünden cümlesi aslında ne demek? Senin yüzünden diyerek yaşadıklarımızın kendimize göre olumsuz sonuçlarını başkalarına yıkmaya, diğerlerini suçlamaya çalışırız. Yaşadıklarımız için diğerlerini suçlamanın ise iki sonucu vardır. Birincisi, içimizde olumsuz sonuçlar için o kişiye karşı müthiş bir öfke barındırırız. Zamanla o öfke ve genel olarak diğerlerine öfke duymak içimizde öyle büyürki, farkında bile olmadan, kızan, nefret eden, hızlı parlayan, diğer insanlardan hep kötülük bekleyen, diğerlerine güvenmeyen bir insana dönüşürüz. Öfke duyma alışkanlığı edinen kişi, öfke ile ilintili diğer duyguları da farkında olmadan besleyerek, gittikçe negatif üreten ve negatif ilerleyen bir kişiye dönüşür. Diğerlerini suçlamanın ikinci sonucu ise, suçu ve sorumluluğu başkalarına attığımız için kendimize bakmayı unutmamız ve kendimizle ilgili farkındalığımızın gittikçe azalmasıdır. Kendimizden uzaklaşır, neyi nasıl yaptığımızı göremez hale gelir ve kendimizi geliştiremeyiz. Her yaşananda diğerlerine bakan kişi, zamanla kendinden öyle uzaklaşırki, geriye sadece öfkeyle ve güvenmeden baktığı diğerleri kalır.

Senin sayende cümlesi de pek farklı değildir. Elbette hayatımızda yaşadıklarımıza vesile olan, destek olan, elimizden tutan ve beraber yaptığımız, başardığımız, zorlukları aştığımız insanlar var. Ancak yaşanan iyi olayların başkalarının sayesinde olduğuna inandıkça, kendimizi yok etmeye başlarız. Senin sayende cümlesini her kurduğumuzda, aslında artık kendimizi, yeteneğimizi, bilgimizi ve tecrübemizi yok sayar, tüm sonucu diğerlerine mal eder hale geliriz. Kendimizi yok etmeye başladıkça zamanla yetenek ve yapabileceklerimizi göremez hale gelir ve diğerlerini yücelterek, kendimizi yok sayarız. Her şeyin diğerleri sayesinde olduğuna inandıkça, kendimizi, yeteneklerimizi ve yapabileceklerimizi yok zanneder ve buna inanmaya başlarız. Bu inancın kötü sonucu ise, artık harekete geçmek, başarmak ve bir şeyler yapabilmek için başkalarına ihtiyaç duymaya başlamamız, hatta sayesinde ilerlediğimiz kişiler olmadan hiç ilerleyemez hale gelmemiz ve sayesinde olduğuna inandığımız kişilere bu şekilde bağımlı olmamızdır. Sayesinde sandığımız kişiler bazen anne, babamız, bazen eşimiz, kardeşimiz, patronumuz, arkadaşlarımız, yakın çevremiz, bazı tanıdıklarımız olabilir. Ancak gerçek şudur ki, sayesinde sandığımız kişiler, biz hazır ve doğru kişi olduğumuz için bize vesile olabilir. Aksi takdirde, kişide belli bir yetenek, beceri vs yok ise diğer kişi ne olursa olsun vesile olamaz. Birisinin size vesile olabilmesi için zaten orada siz tam hazır durmalısınız. Aksi takdirde size değil, o an hazır olan başka bir kişiye vesile olur.

İyi ve kötü olayları yaşadığımız pek çok kişi girer hayatımıza. Ancak ne kötü olayların sebebi onlardır, ne de iyi olaylar onlar sayesinde olur. Her iki durumda da tek ortak nokta kişinin kendisidir. Kötü olayı yaşayan da iyi olaya vesile olunan da kendisidir. Bu nedenle diğerleri ne suçludur, ne de yaşadığınız iyi olaylar onların sayesindedir. Her durumda ortak noktanın kendiniz olduğunu farkettiğiniz an, herkesle kızgınlıklar ve bağımlılıklar olmadan keyifle yaşamayı ve hayattan daha çok keyif almayı başlatabilirsiniz.

Herşey senin sayende!