Herşeyden ve herkesten önce kendine sabrı olmalı insanın.

Tohumu tarlaya ekersiniz, sularsınız, çapalarsınız, gübrelersiniz, sularsınız. Tohumların fidana dönüşmesini beklersiniz ama  beklerken sulamaya, çapalamaya devam edersiniz.  İlk filizleri sevinçle karşılarsınız. Kocaman ağaç olması için yıllarca sulamaya, gübrelemeye, çapalamaya devam edersiniz. Siz yıllarca hem bekler hem de aynı zamanda aktif bir şekilde onu sulamaya ve gübrelemeye devam edersiniz ve sonunda kocaman bir ağaç olur. Yıllar geçmiştir ve artık hem gölgesinde oturabilirsiniz hem de o lezzetli meyvelerini taze taze yiyebilirsiniz. İşte yıllarca gösterdiğiniz sabrınızın ve verdiğiniz emeklerinizin karşılığını alma zamanı gelmiştir.

Aynı şekilde kendisine de sabrı olmalı insanın. Tohumların filize dönüşmesine, filizlerin ağaç olup meyve vermesine sabrettiği gibi kendi meyvelerini almak için kendine sabrı olmalı insanın.

Ancak sabır durup hiçbirşey yapmadan beklemek değildir. Sabır, aktif bir durma halidir! Sabırla olgunlaşmayı beklerken insan kendi değişimine ve gelişimine emek vermelidir. Hiç birşey yapmayarak durmakla, olgunlaşmasına emek ve izin vererek beklemek arasında ince bir çizgi vardır. Tohumu ekmeden olmaz. Sadece ekmekle de olmaz. Ekeceksiniz, sulayacaksınız, gübreleyeceksiniz, çapalayacaksınız. Kendinize de emek verecek ama sabırla kendi değişim ve gelişiminizin olgunlaşmasına izin vereceksiniz ki sonuç alabilin.

Bir meyveyi dalından erken koparırsanız lezzeti olmaz ve yiyemezsiniz. Aynı şekilde kendinize de izin vermelisiniz. Aksi takdirde cümleler hep aynıdır: “Yapıyorum olmuyor; uğraşıyorum, olmuyor.”. Oluyor ama olgunlaşmasına izin verin, kendinize sabır gösterin.

Kendiniz için ne istediğinize karar verin, yola çıkın, çabalamaya başlayın ama o istediğiniz için hazır oluncaya kadar kendinizi sabırla bekleyin.

Önce kendisine sabrı olmalı insanın.

29 Eylül 2013