Kaliteli, mutlu ve güzel bir hayat için her insan  ruhuna, aklına ve bedenine iyi bakmalı.

Herkes ruhuna iyi bakmalı. Tüm yaşananların tam ortasında hem kendisini hem istisnasız herkesi sevebilsin diye. Ruhuna iyi bakan insanlar herşeydeki sevgiyi görebilirler çünkü onların herşeyi herkes kadar yaşamalarına rağmen ruhsal yükleri yoktur. Kızarlar, öfkelenirler, ağlarlar, sevinirler, bağlanır hatta bağımlı olurlar, saplanırlar, umursamaz olurlar, yıkılırlar, ayağa kalkarlar. Herşeyi herkes kadar yaşarlar. Ancak ruhuna iyi bakan insanlar yüklerini bırakmayı bilirler. Ruhuna iyi bakmak ise yüklerinin farkında olup her yükü her an değişirerek hayatın içinde ilerlemektir. Ruhsal yükü olmayan insanların kalbi kuş gibi hafif olur ve bu sayede hem kendisini hem de herşeyi sevebilir. Ruhuna iyi bakan insanların kalbinde herşeydeki sevgiyi görebileceği kadar yer mutlaka olur.

Herkes aklına da iyi bakmalıdır. Tüm karmaşanın, eş zamanlı yaşamın, aynı anda pek çok şeye yetişme telaşının ortasında, 21. yüzyılda hayatta kalabilmek için aklına iyi bakmalı her insan. Düşünmeyi, mantık kurmayı, gelişen teknoloji ile birlikte daha da zeki olabilmeyi başarmak ve geri kalmamak için aklına iyi bakmalı. Daha çok okuyarak, sorarak ve sorgulayarak, problemlerden kaçmak yerine çözmeye uğraşarak akla iyi bakılır. Aklına iyi bakan insanların ise her zaman çözümleri ve yeni fikirleri olur. Onları gözlerinden ayırtedebilirsiniz, ışık saçar gözleri. Pırıl pırıl ve aydınlık bakarlar.

Herkes bedenine de iyi bakmalıdır. Onu yıllar boyu dimdik taşıyabilsin diye, iyi bakılan ruhuna ve aklına uyum sağlayabilsin diye bedenine de iyi bakmalı her insan. Aklı düşünür, çözüm üretir ve yaratırken, ruhu her an yaşadıklarını dönüştürüp yüklerinden hafiflerken, dimdik o aklı ve ruhu taşıyabilsin diye iyi bakmalıdır. Düzenli spor yaparak, iyi beslenerek, düzenli uyuyup dinlendirilerek iyi bakılır bedene. Herkes bedenine iyi gelen sporu her yaşta keşfedebilir ve çok para harcamadan, bahaneler üretmeden spor yapabilir herkes. Ne yemesi gerektiği konusunda ise kişi bedeniyle iletişime geçerse vücudu ne yemesi, ne içmesi ve ne yapması gerektiğini söyler. Yeterki kişi kendi bedenini dinlesin. Diğerine iyi gelenin yerine, kendi bedeninin istediğini duymayı başlatmalı her insan.

Ruhuna, aklına ve bedenine iyi bakan insanlar yaşlanmaz, geri kalmaz ve mutsuz olmaz, kaliteli hayat sürerler.  Bir de her insan ruhuna, aklına ve bedenine iyi gelen insanları seçerse çevresine, işte o zaman uzun ve güzel bir ömür yaşanır. Üstelik sadece ruhuna, aklına ve bedenine iyi bakan insanlar sağlam aileler, topluluklar ve kitleler oluşturur. Sağlam toplumun temeli ruhuna, aklına ve bedenine iyi bakan insanlardır. Bu üçlü en güzel mirastır.