‘Saçı süpürge olmuş insanlar krallığı’ efsanesi dolaşıyor ortalıkta. Günümüzün modası, saçını süpürge etmek! Saçını ne kadar süpürge edersen o kadar makbulsun, değerli ve önemlisin bu krallıkta. Eşin, çocukların, işin, ailen, arkadaşların için. Bu krallığın insanları hayatlarında kim ve ne varsa, onlar için saçını süpürge etmiş insanlar.

Evet bu efsane devam ediyor ama ben gerçekten saçı süpürge olmuş bir kişi dahi görmedim bu güne kadar. Kim ya da ne için saçını süpürge edebilmiş ki insanlar?

– Saçımı senin için süpürge ettim yıllarca..
– Saçımı çocuklar için süpürge ettim..
– Saçımı işim için süpürge ettim…

Artık bu krallığa ve bu kandırmacaya son verme zamanı geldi. Neden? Çünkü diğerleri için yaptığımız herşeyi aslında içten içe önce ve sadece kendimiz için yaptık.

İşimizde saatlerce kendimizi adayarak çalıştık, kimin için? Aslında sadece kendimiz için. Çocuğumuz için yaptığımız herşeyi de özünde kendimiz için yaptık. Kimin için her ne yaptıysak, aslında içten içe sadece kendimiz için yaptık.

Eşiniz için güzel yemekler yaptınız, evi düzenli tuttunuz, ona zor günlerde destek oldunuz, vs. Neden? Sizi sevsin, sevmeye devam etsin diye. Sevilmek, yalnız kalmamak, takdir edilmek ya da benzer başka duygular için yaptınız. Yani kendiniz için. Eğer siz herşeyi yaptığınız ve saçınızı süpürge ettiğiniz halde eşiniz yanınızda olmasaydı, sizi sevmeseydi, yine de yapar mıydınız? Aynı mutluluk ve keyifle, aynı şekilde yapar mıydınız?

Samimi ve gerçek cevap ‘Hayır’dır aslında ama bunu çoğumuz itiraf edemeyiz, etmeyiz.
Küçükken birşey olduğunda anneme “Beni sen doğurdun, ben mi istedim?” derdim. Şimdi düşünüyorum da, doğru değil mi? Her kadın önce kendisi için anne olur. Ya herkes ona artık çocuk doğurması gerektiğini söylemektedir ya da annelik duygusu yani kendisinden bir parçayı yaratma duygusu onu yoklamaya başlamıştır. Üstelik çoğunluğun doğrularına göre her kadın anne olmalıdır. Çocuk olduktan sonra da elbette çocuğu için saçlarını süpürge etmek zorundadır, çünkü iyi bir anne olmak zorundadır. Aslında tüm bunların temelinde de korkular vardır. Neden çocuk isteriz? Yalnız kalmamak, dışlanmamak, yeterli olmak, onaylanmak vs için. Neden çocuğumuza saçımızı süpürge ederiz? Yine suçlanmamak ve kendimizi suçlamamak, vicdan azabı duymamak için. Sonuçta gerçek şudur ki, çocuğumuz için yaptığımız şeyleri bile aslında kendimiz için yapıyoruz.

O halde hiç değilse bir adım atalım ve “Senin için yaptım – yapıyorum.” cümlesini, “KENDİM İÇİN YAPTIM.” cümlesi ile değiştirelim. Hiç değilse kendimize dürüst olalım. Bu cümleyi söylemek, bizi yaptığımız şeyleri başkaları için yapmanın ağırlığından kurtarıp, kendimiz için yapmanın hafifliğine taşır.

“NE YAPIYORSAM KENDİM İÇİN YAPIYORUM.”, “BEN KENDİM İSTEDİĞİM İÇİN YAPIYORUM.”

Eşime en güzel yemekleri yapıyorum, kendim için; yalnız kalmamak, sevilmek vs için. Çocuklarıma iyi bakıyorum, kendim için; vicdan azabı duymamak için. Arkadaşlarım için iyi bir insanım, kendim için; yalnız kalmamak, onaylanmak, dışlanmamak için. Onlar için yaptıklarım sayesinde içim mutlu ve huzurlu. Onlar için yaptıklarım sayesinde suçlanmıyorum, yalnız kalmıyorum, seviliyorum, yani herşey yolunda.

İşte bu durumu kabul etmek kendimiz için atacağımız ilk adımdır belki de. Örneğin, evi toplarken aslında kendiniz için toplamanın keyfini yaşayın, çünkü misafirler için değil, kendiniz için. Bu sayede güzel sözler duyacak ve takdir edileceksiniz. Ya da birisine hediye alırken bile aslında o hediyeyi kendiniz için alırsınız. Beğenilmek ve sevilmek için.

Kabul edin ki kimseye zaten hiçbirşey yapamazsınız. İlla birisine birşey yapmak istiyorsanız, birşeyler yapabileceğiniz tek bir kişi var, o da siz kendinizsiniz. Hiç değilse bunu farkedin, kabul edin ve herşeyin merkezinde kendiniz olduğu gerçeğiyle yüzleşin.

“HERŞEYİ KENDİM İÇİN YAPIYORUM” demenin dayanılmaz hafifliğini yaşayın.

Nisan 2013