Geçen gece yeğenim Bartu bende kaldı. 5.5 yaşındaki Bartu bana hayatı öğretmekten bıkmadı, ben de ondan öğrenmeye doyamadım. 

Bütün gün güldük, oynadık, eğlendik. Akşam oldu, ben ders çalışmam lazım deyip O’nu salonda bıraktım ve odama geçip bilgisayarımı açtım. Hemen arkamdan geldi tabi. Ben de ders çalışcam deyip bir defter ve renkli kağıtlarla yatağıma çıktı oturdu. Ben bilgisayarımda çalışmaya başladım, O da resim çizmeye başladı. Öyle keyifle çiziyordu ki bembeyaz yatak örtüsünü de çizdiğinin ya farkında değildi ya da keyiften umursamıyordu.

“Bartu’cum yatak örtüsünü de boyuyorsun, gel içeri gidelim.”

diyince, kafasını kaldırıp bana gayet bana anlam veremez bir ifadeyle boş boş baktı. Sanki dünyanın en tuhaf cümlesini söylemişim gibi bomboş bakıyordu.

“Teyzecim, ne olacak ki, leke çıkarıcı var. Hmm neydi? Bingo. Ben alırım sana.”

dedi ve kafasını önüne eğip çizmeye devam etti. Öylece kaldım. Aslında hayat bu kadar basit işte, leke çıkarıcı var, yıkarsın, geçer. Konu etmeye bile değmez, keyfine bak!

Oysa bana, bir yetişkine göre bu cümlenin karşılığı şu şekilde idi: Kirlenen yatak örtüsünü kaldır, yenisini çıkar ve ser, kirli örtü için leke çıkarıcı al, örtüye dök, yıka, makinadan çıkar, as, kurusun, ütüle ve sonunda tekrar yatağa ser, yerine serdiğin örtüyü kaldır, yıka, as, kurut, ütüle, katla, kaldir… Offf.. Düşünürken bile yoruldum ve en iyisi tüm bunları düşünmekten ve yapmaktansa, Bartu’yu içeri götüreyim ve kökten çözeyim. Atalarımız ne demiş, yorgan gider, kavga biter. İşte bu benim zihnim, benim algım ve benim herşeyi bilen dünyamın yansıması.

Oysa Bartu’nun dünyası ne kadar hafif ve sade. “Leke çıkarıcı var, Bingo”. Tüm cümle bundan ibaret. Başı da yok, sonuna eklenen birşey de. Sonunda bir senaryo da yok, bir çocuğu çekiştirme çabası da yok.

Evet, şeytan detaylarda gizli.

Ben “Yıkarsın geçer.”, cümlesinin detaylarına inince, ilk önce beni yoracak ve bezdirecek bir dizi cümle kuruyorum ve motivasyonum da yapma isteğim de daha düşünce iken bile bitiyor. Artık eyleme geçme ihtimalim yok, çünkü zor ve uzun olduğuna inandım.

İşte detayda gizli ilk şeytan açığa çıktı: Düşünce ve bilinçaltlarım. Benim motivasyonumu yok eden içimde gizli ilk şeytanım.

Sonra 5.5 yaşındaki çocuğu çekiştirmeye, resim yapmaktan vazgeçirmeye ve O’nu engellemeye çalışıyorum.

İşte ikinci şeytan da açığa çıktı: Beni kızdıran şeytanım da artık serbest.

Ve üçüncü şeytanım da ona eşlik etmeye hazır: Diğer insanları istediğim gibi olmaya, onları kendi kalıplarıma sokmaya çalışan şeytanım.

Hemen arkasında dördüncü şeytan da hazır bekliyor: O da herşey istediğim olmayınca o kişi ile kavga etmem için beni kışkırtacak olan kavgacı şeytan. Çünkü yatak örtüsünü leke yaptığı için Bartu’ya kızacağım. Belki de o beni takmayacak ve ben sinirleneceğim, sonrasında da belki ona ciddi kızacağım ve tadımız kaçacak.

İşte benim şeytanlarım detaylarda saklı. Ben detaya baktıkça ve detayda takıldıkça şeytanlarım da dışarı çıkmaya hazır içimde sıraya girmiş bekliyorlar. Oysa Bartu’nun cümlesi basit. “Leke çıkarıcı var, Bingo.”, o kadar basit ve sade. Başı yok, sonu yok.

Detaylar da saklı şeytan. Öfke, kızgınlık, kırgınlık, alınma, engelleme, motivasyonunu kaybettirme, acele ettirme şeytanları içimizde hazır bekliyor ve biz hayatı bu detaylarda yaşadıkça, her an içimizden dışarıya çıkmaya hazır nöbet tutuyor ve bizi her an kışkırtmak için fırsat kolluyor.

E peki ne yapacağız? O yokmuş gibi mi davranacağız? Ya da saklansın diye ona ortam mı yaratacağız. Elbette hayır. Sadece zihinlerimizi basitleştireceğiz.

Bir lekenin kavga sebebi olması lekenin değil de zihnimizde onun için yazdığımız senaryoların bir sonucu. Senaryolarımızı bitireceğiz. Leke, tek kelime. Leke, yıkanır çıkar, tek cümle. Arkasına eklediğim cümleler ise benim zihinlerim. Yeni bir anlayışa geçip lekeyi leke olarak ve leke kadar görmeyi başlatacağız. Bir çocuk gibi. Leke bu yıkanır çıkar. Yıkamayı, asmayı, ütülemeyi, yeniden sermeyi zihninizde büyütürseniz, büyür ve daha işi yapmadan sizi yorar, hatta bitirir. Oysa leke, yıkanır çıkar derseniz, yıkayıp, asar, ütüler, yerine serersiniz ama bunları yaptığınızın farkına bile varmazsınız. Birisi size dönüp ne çok iş yapmışsın dediğinde ise şaşırır, ne yaptım ki diye düşünürsünüz.

Bizi yoran, üzen, sinirlendiren, demotive eden yaptıklarımız değil, yaptıklarımıza yüklediğimiz anlamlardır.

Zihninizi ve bakış açınızı sadeleştirin, hayatınızı kolaylaştırın.

Leke dediğin yıkanır çıkar, leke çıkarıcı Bingo ile.

Zor dediğin seni yorar, kolay dediğin sana keyif katar.

2 Mayıs 2013